içimden taşanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
içimden taşanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Kasım 2012 Pazartesi

Ne öksürükmüş arkadaş...

Bu aralar resimdeki bu bebek gibiyim, öksürmekten içim dışıma çıktığı için hem öksürüyorum, hem ağlıyorum :))

Bir haftadır geçmeyen bu öksürük beni deli etti, kendimi camdan atacağım artık. Bal karabiber zencefil, ne bulursam yedim, yetmedi antibiyotiğe başladım, bana mısın demediler!!!

Üstelik en tuhafı da, akşam hava kararınca başlayan ve bütün gece beni uyutmayan bu gıcık şey, sabah hava aydınlanınca kesiliyor !! Nerden anlıyorsun be mübarek akşam olduğunu !! Biyolojik saat tıkır tıkır çalışıyor vallahi :)

Ben de tıkır tıkır çalışıyorum ama :) Biraz yavaşlamış olsam da (malum öksürürken ne kesiliyor ne dikiliyor), işlerim gecikmeyecek merak etmeyin, her koşulu göze alarak zaman veriyorum :)

Bu arada takip ettiğim bloglar da nasibini aldı, çok beğendiğim şeylere yorum bile yapamadım, kaynadı gitti. "Beğen" butonu mu koysak naaapsak :)

14 Eylül 2012 Cuma

Bu da benim ilk mimim :)

Sevgili Pamuk Şeker beni mimlemiş, ilk defa mimlendiğim için acemisiyim, bakalım neler çıkacak :))

1. Günün nasıl geçti ?
Günüm çok sıkıcı geçti, bütün gün patladım sıkılmaktan, nefes alamadım artık daraldım. Bir an önce eve gitsem diye çatladım durdum. Evde yapılacak onlarca iş varken işyerinde olmak beni boğuyor :( 
Akşam kocacım beni dışarı çıkardı neyse ki, sıkıntımı anlayıp :) Yemek yedik, dolandık durduk, değişiklik oldu :) Ben evcimen bir insanım ne işim var kariyer peşinde ???

2. İsim vermeden bahset
Ortamın yıldızı olmaya çalışan, senin konuşmana bile fırsat bırakmayan, hep kendi dertlerinden, kendi yaptıklarından bahsetmelerinden haz etmiyorum şekerim ne yapayım :)))

3. Neden hep cam kenarı?
Yola bakıp hayallere dalmak için :)

4. Bugün kendin için ne yaptın?
Hımmm, sanırım pek birşey yapamadım. İşten eve döndüğümde ışıklar kapalı biraz müzik dinleyip kendime geldim. Sayılır mı :)))

5. Twitter ana sayfamda gözüme takılan?
Twitter kullanmıyorum canlarım :)

6. Düşün ki o bunu okuyacak...
Eyyyy bunu okuyan kişi, tek istediğim ilgi, ilgi, ilgi... Gerisi boş, bunu bir anlasan...

7. Kahkaha atmana neden olan karikatürler?
Yok sanırım :)

8. Klavyeye bakmadan birşeyler yaz
bugüm de bir virsetdi :)))    (bugün de bir bitseydi anlamında şeyttim) 

9. bir cümle düşün ve kelimelerin yerlerini değiştirerek yaz
var eve uykum istiyorum gitmek

10. Control+v yap
En mutlu olduğum zamanları yapıştıralım, hiç bitmesin :)


Evet mimimiz bu kadar, ilk başlar iyiydi de, sonrası pek sarmadı beni :) Bu saadet zincirine devam etmek isteyen soruları kopyalayıp cevaplayabilir :) Sevgiler...

7 Eylül 2012 Cuma

Kaçıp gidesim var


Bugün eve gitsem, ev boş olsa, bir ağlasam bir ağlasam.... Her ay istediğim birşey var, ama olmuyor. Belki de hayırlısı böyledir...

6 Eylül 2012 Perşembe

Hayırdır inşallah...

Sabah sabah güne böyle başlamak insanın gözünü korkutuyor. Bugün canını seven bana bulaşmasın...

Varan 1:

Dün gece kocam şehir dışında olduğu için, yatakta yayıla yayıla uyuma planı yapmıştım. Sen misin plan yapan !!!  Zaten herşey bununla başladı :(  Bütün gece dön sağa dön sola, kırk kere uyandım belki...

Varan 2:

Sonracıııma işe gitmeden önce halledeyim diye gittim bankaya, bankamatik sırasında bekle bekle, güneşin altında, ensemde yumurta pişerdi o derece piştim yani. Sonra sıra sana gelsin, kartı tak, sistem kapansın... Neyse ki kartı verdi :) İçerden çıkan memur da, "10 dakkadan önce açılmaz" deyince tuttum arabamın yolunu paşa paşa...

Varan 3:

O kadar yer varken arabamın arkasına teğet yerleşen ve içinde telefonuyla konuşan adamın benim aradan çıkamamam için kımıldamamasını saymıyorum bile :)

Varan 4:

Şirkete geldim efenim sağ salim, çay alayım dedim, onu da döktüm mü elime, elim de yandı mı bir güzel....

Varan 5:

Elimi soğuk suyun altına tutayım diye banyoya gireyim dedim, banyonun ışığı patlayıp sigorta atmasın mı bir de !!!!!!


Şimdilik bu kadar. E yeter di mi...  Saat daha 09:30...  Bugün bir bitseydi iyiydi :)

16 Ağustos 2012 Perşembe

Rüyalar rüyalar...

Bugün size fotoğrafını yayınlayacağım bir süsüm yok, bugün size bilinçaltımın fotoğrafını göstermeye çalışacağım. Her ne kadar karmaşık cümlelerle bir girizgah yapsam da, alt tarafı rüyamı anlatacağım :)

Dostlarım (özellikle Özge kankim) bilir benim rüyalarım bilimkurgudur, çeksen çok pis film olur hani o derece, dünya istila edilir, uzaylılar gelir, savaşlar çıkar, ben o savaşta kitaplarımı kurtarmaya çalışırım falan... Gece yatıp film izliyorum yani, sinemaya gitmeye gerek yok :)

Ama dün geceki rüyam da pek bi başkaydı bunlardan, pek bi güzeldi  :)


Önce orkestradan(!) keman arkadaşım Füsun'a talip buldum, hem de kim!!!!! EDİZ HUUUUUN :))))) Ama adamın gençlik halleri :) Aman pek bi yakışmışlar, pek bi güzel olmuşlar :) Pek bi sevindim rüyamda, zaten çok severim ben Ediz Hun'u :) Yabancıya gitmedi, hahaha :)))


Sonra da taaaa üniversiteden kankim Özge (az önceki aynı Özge) meğersem benim annanemin evinde otururmuş ailecek, ben de onlara gidiyorum sabah kahvaltıya. Aman evde bir telaşe bir telaşe, hayır olsun inşallah... Bir odada da Özgenin abisi uyuyomuş, uyanıyo, kapı aralık görüyorum. Kim çıksın istersiniz.... MEHMET GÜNSÜR :)))))) Zira onu da Aşk Tesadüfleri Sever filminden sonra pek bir beğenir olmuştum, kocam duymasın :))))



Özge de beni görmüş rüyasında, kilolarca kahve varmış benim evimde, pişiriyomuşum da hatta, sonra bir deniz gezisi, tekneler falan :)

Pek bir eğlendik yani bu gece rüyalarımızda, arkadaşlarımla buluştum, özlem giderdim... Ünlülerle takıldım falan. Bilimkurgudan sıkılmıştım zaten, azcık da değişiklik olsun di mi :)



15 Ağustos 2012 Çarşamba

Ecerce'nin süper kara tahtasına benzemeye çalışan kıskanç tahtamsı şey...


Dün Ecerce'de görüp pek özendiğim kara tahtanın bir benzerine sahip olan ben, dur dedim hemen fotolayayım :) Bir benzer dediysem de benzeri bile olmadığını itiraf ediyorum :)

Uzuuuuun arayışlar sonucu böyle dekoratif şeyler nerde satılır bulamadığımdan dolayı üzüntü çekerkene, bir baktım Tchibo'da kara tahta ilanı var. Durur muyum hemen sipariş verdim, üstelik bir tane de ablama hediye aldım, dekoratif şeyleri pek sevdiğinden. Ama ama gelen şeyin tahtayla alakası yoktu :) Şey diyorum çünkü kendisine isim dahi veremedim :) Arkası yapışkanlı kalın karton gibi düşünün.

Tahtaya benzetmek adına çerçeve yaptırdım bir de kendisine, 5 liralık şey oldu bana 25 lira :)) İstediğim gibi olmadı ama idare eder işte. Olmazsa Ecerce'den sipariş veririz artık :)

Evinde haftada bir yemek pişen insanın duvarında yemek tarifi olur mu, olmaz... En sevdiğim şarkı sözü... Yalnızken okur okur ağlarım...

Yalnız kaldıysan,
Kalkıp da pencerenden bir bak,
Güneş açmış mı, 
Yağmur düşmüş mü, 
Dön bak dünyaya...

Herkes gitmişse, 
Sakince arkana dön bir bak,
Dostun kalmış mı,
Aşkın sönmüş mü,
Dön bak dünyaya...

Bir sonbahar kadar yalnız
Bir kış kadar savunmasız
Ya da ilkbaharsan
Yolun başındaysan

Asla vazgeçme!!!

....Pinhani

6 Ağustos 2012 Pazartesi

Hastane acili ve iftar krizi...

Bir haftadır çektiğim bir bel ağrım var. Cuma akşamı artık tavan yaptığı için acile gidelim dedik, çünkü adım bile atamıyordum artık. Ankara'da 100. Yıl Hastanesi bize yakın olduğundan ilk olarak oraya gittik, ama giderken ateşten cayır cayır yanan eşim için geçen sene gittiğimizde gördüğümüz muamele aklıma geldi. Haydi neyse dedim, gidelim bakalım.

Acile gittik, ben iki büklümüm tabi, muayene odasına girdik ama ne gelen var ne giden. Hemşire bile ortalarda zor gözüküyor. 10 dakika oldu, 15 dakika oldu... Başka bir hasta geldi sonra, iğnesi yapılacakmış, hemşire onun iğnesini yapmak için odaya geldiğinde dayanamadım artık,

-  bizimle kim ilgilenecek, dedim.
-  doktor gelecek, dedi.
-  ne zaman gelecek, dedim
iftarını yapıyo, iftar da mı yapmasın, ne kadar anlayışsızsınız, diye bir parladı bize!!!

Acıdan kıvranırken bir de zeka yoksunu kadına laf yetiştirmemek adına, kalk dedim eşime gidelim, uğraşamiicam ben burayla!! Ağlaya ağlaya çıktım acilden.

Sonra yine yakınlardaki Koru Hastanesine gittik, çok şükür doktor iftarını yapmış da, bizi görünce hemen çağırdılar, indi acile !!!  Ama adamın ağzından gel de laf al. Ne yapayım, ne ilacı alayım diye ben soruyorum adama, o da "hıı evet öyle yap" diye cevap veriyor bana !!! 

Bilmeyenlerin dikkatini çekmek istiyorum, bu bahsettiğim hastaneler, ÖZEL HASTANELER !!! Parayı alırken yüzüne gülen, ama parasız baktıkları acile gittiğinizde suratınıza bile bakmayan hastaneler !!!

Bu arada ben de oruç tutan bir insanım, oruç tutanın halinden anlarım sanırım(!). Ama acildeki doktorun iftarını açması nedeniyle acile inmemesini anlayamıyorum, aklım almıyor. Kalp krizi geçiren biri olsa,   "bi dakka ben bi orucumu açayım" mı diyecek!!! Hele ki orda hemşire diye dolaşan kızın ne kadar anlayışsınız diye bize parlamasını da yediremiyorum kendime!!! Hastanenin Başhekimi tanıdığın tanıdığı olduğu için doktoru da hemşireyi de şikayet ettik, bir şey değişir mi bilemem, ama ben görevimi yaptığımı düşünüyorum.

Sonuç: Ya acildeki doktor oruç tutmayanlardan seçilsin,
            ya da yedek doktor bırakılsın,
            ya da ramazanda acil bölümleri kapatılsın !!!!

10 Temmuz 2012 Salı

İçimden taştı...

Bazen kendiniz hakkındaki şeyleri, size başkasının söylemesi, insanda duvara çarpmış etkisi uyandırıyor. Konuyla hiç alakanız yokken, bir başkası hakkında konuşurken pat diye "sen de soğuk görünüyorsun" deyince şok oluyor insan, kal geliyor, birşey diyemiyorsun, "yani" diye anlamsız bir kelime çıkıyor ağzından sen bile farkında olmadan :)

Bazı insanlar ne söyleseniz önemsemez, takmaz. Ama bazıları da daha kırılgan, daha naif olur. Ben ikinci cinstenim. Birlikte alışverişe çıktığım arkadaşlarıma, seçtikleri ürünü beğenmesem bile o beğendiyse, beğenmiş gibi davranır onu desteklerim. Sonuçta ben giymeyeceğim, o giyecek. Belki hafiften bir gaza ihtiyacı vardır, ben de onu veririm yavaş yavaş. Konu hayatla ilgiliyse doğruyu yanlışı tek tek belirtirim o ayrı mevzu. Ama doğru ama yanlış... Ben arkadaşlarıma bu inceliği gösterirken, pat diye böyle bir laf duymak şaşırttı gerçekten...

Neyse, önemli olan önce sıcak davranıp da ilişkinizin bir yere gitmediği aslında soğuk olan insanlardan olmak değil, önce soğuk gözüküp, tanıdıkça çok sıcak olan insanlardan olmak bana göre. Çok şükür ki yine ikinci kategoriye giriyorum :)


 * Resim alıntıdır.
 

28 Haziran 2012 Perşembe

Heppi börtdey tu yuuu...


Uzakta olan canım ablam, doğum günün kutlu olsun, seni çok seviyorum, her ne kadar öyleymiş gibi davranamasam da :)))

Bu da benden sana hediyeeee :)) Senin için yiyeceğim :))

21 Haziran 2012 Perşembe

3. Yıldönümümüze dair tarihe notlar

Tam 2 haftadır fabrikadayım. Çimento fabrikası, Ankara Limak. Moralim diplerde. Her gün istifa ediyorum kafamda ama daha gerçeğe dökemedim.

Dün akşam yıldönümü vesilesiyle zar zor 6ya doğru çıktım fabrikadan. Gitmek istediğim kuaförde sıra vardı, yandakine gittim. Çırağın da çırağı başladı saçımı fönlemeye, yapıştıra yapıştıra, elektriklendire elektriklendire. Neyse astım suratımı takip ediyorum, sonuna doğru başka biri aldı o devam etti, yoksa rezil bir şekilde çıkacaktım kıza kıza. Terslik terslik üstüne olmak zorunda ya böyle günlerde zaten…

Gittim eve hazırlandım şık şıkıdım. Kadın olunca her fırsatı değerlendiriyoruz şık olmak adına. Hele ki yıldönümü yemeği, özel…

Kocam geldi, üstünde kotla hadi çıkalım dedi. Bozuldum.
- Kotla mı gideceksin?
- Evet güzel değil mi böyle?
- Sıradan bir gün için güzel olabilir.
- Bence güzel ama senin için değiştireyim

dedi ve zorla kumaş pantolonunu giydi, sabahtan beri kırış kırış olmuş ter kokmuş gömleğinin altına. Gömleğini değiştiremedi, çünkü evde ütülü gömleği yok. Hepsi bir kenarda benim tarafımdan ütülenmeyi bekliyor. Ben fabrikadan eve gecenin 10unda gelince de haliyle ütülenemiyor o gömlekler. Tabi tanesini 1 tlye ütüleyen kuru temizlemeciye de nedense götürülemiyor… 8 tanesi 1 paket sigara parası, eşittir benim 1 haftalık yorgunluğum.

Neyse.  Arabaya binerken ön koltukta benim için alınmış gül buketi vardı kocaman, güzeldi. Arabaya bindik, fonda “Dinle bu şarkı sana dinle, hııımmmm, dıtdıtdırıdırı, aaaaa aaaaa” diyen Mahzun Kırmızıgül’ün sesi :)))))
- Benim için mi bu şarkı?
- Evet  :)
- Mahzun Kırmızıgül mü?
- …
- …
- Bu şarkı senin için (Gülü susuz seni aşksız bırakmam, Zekai Tunca) (Zekai Tunca’yı da hiç sevmem bu arada)
- Hımm, teşekkür ederim…

Böyle dinleye dinleye yemek yiyeceğimiz yere gittik. Wine House, Rabat Sokak.  Mekan çok güzeldi, çalan şarkılar çok güzeldi, gel gelelim benim moral eksi 1000lerde, adapte olamıyorum. Habire ağlayasım geliyor. Migrenim de tuttu mu üstüne bir de!!! Al başına belayı. Midem bulanır bir yandan, gözlerim dolar bir yandan… Rezil ettim geceyi yani bildiğin.

Gözlüğümü yenileyecektim, sana hediye derdi olmasın, gözlüğümü sen al demiştim. Tabi fırsat bulup da bir gözlük bakamadık. Gözlük bakamayınca da benim hediye olayı kalmış tabi.

- Ben sana hediye alamadım. Yani aslında gözlük alacaktım ama o zaten hediye değil, herhangi bir zamanda da alınabilir. Ama bilmiyorum fırsatım olmadı alamadım.
- …

Çok bozuldum ama ağlamamak adına ağzımı açmadım. Açamadım. Ben 2 haftadır fabrikadayım, gece geç çıkıyorum, sabah yemek için ekmek bile alamıyorum eve. Ama bir fırsat yarattım, evliliğimizin 6. ayında kaybettiği alyansını parmak ölçüsünü hatırlamadan sipariş verdim ve bir şekilde aldım. Ve daha önce ellerimle yaptığım bir kalbi de kutuya iliştiriverdim. Yemekten sonra da verdim hediyesini keyfim kaçmış bir şekilde.

Tabi bu arada benim işten ayrılmamla ilgili muhabbet sırasında kurduğu destekleyici sözlerin hakkını yiyemem, beklediğim sözlerin hepsini söyledi, içimi çok rahatlattı. Ama hediye de olaydı iyiydi…

Velhasıl kelam, fabrika, migren, kadının özel günü bermuda şeytan üçlemesinin yarattığı bu nahoş depresif halle birlikte migrenim artık dayanılmaz boyuta ulaşınca, akşamı erken sonlandırdık ve evimize gidip uyuduk…

3. senemizde önemini yitiren yıldönümünün sonraki yıllarında da notlar düşmek üzere…

Bu yazıyı kocam okur mu okumaz mı bilmiyorum, ama okursa umarım kızmaz. Sevmez çünkü böyle paylaşımları. 

Bu yazıyı şu anda okuyorsan eyy sevgili kocam, ben seni yine de çok seviyorum :)))

10 Mayıs 2012 Perşembe

And the Oscar goooooes to.... :)

2 arkadaşımdan blog ödülü aldım ama cevap yazmaya ancak fırsat bulabiliyorum, kusura bakmayın :)

İlk ödülüm kendisi gibi şeker bir blogu olan elmasheri Zeynep'tendi. 2. ödülüm de çok güzel hediyelikler hazırlayan Kardeşler Nikah Şekeri'nden geldi . İkinize de çok teşekkür ediyorum, sizi merakla takipteyim zaten :) Ama ödülün gereklerini yoğunluktan dolayı yerine getiremeyeceğim, bunun için kusura bakmayın noolur.

Beni severek takip eden tüm blogseverlere gitsin benim ödüllerim de :)

Sevgiler...

6 Nisan 2012 Cuma

En güzel son hafta sonudur :)

Bu haftanın da özetini verip, haftayı kapatayım artık.

  • kuş ailesi süsünü bitirip gönderdim
  • beren bebeğe isimlik yapmıştım ama alıcının ailevi nedenlerinden dolayı sipariş iptal oldu
  • irem bebeğe isimlik yaptım
  • her sabah ve gece mekik çektim (devamı gelir umarım :) )
  • 2 günde bir dumble çalıştım
  • her öğlen yarım saat yürüdüm
  • keman ve orkestra derslerine katıldım (çalışmamış olsam da boy gösterdim :) )

E bayaa birşeyler yapmışım, hafta sonunu hak etmişim artık di mi...

Herkese mutlu hafta sonları :))


Resim http://sharephoto.wordpress.com'den alıntıdır...

İçin şişeceğine blogun şişsin :)

Elmashekeri Zeynep'in yazısına yorum yaparken çıktı bu slogan, pek de güzel oldu :) Hemen uygulayalım...

Şirketteyim şu an, artık sıkıntıdan patlamak üzereyim. Cuma günü son saatler hiç çekilmiyor, sanki öncesi çekiliyor da :) Çay sevmeyen ben, değişiklik olsun diye bir çay doldurdum kendime, karıştırırken de hiiiiç acele etmedim, yavaaaaş yavaaaaş karıştırdım :))) Ağııır adımlarla odama geldim...

Yok yine olmadı, en fazla 2 dakika geçti :((( Çaktırmadan kitap okuyayım bari :)))


Emek hırsızlığı....

Herkes bu konudan bıkmıştır eminim, ama bir kez daha dikkatleri çekmek istiyorum. Facebook'ta Pembe Penguen adlı sayfa ben de dahil bir çok arkadaşımızın emek verip yaptığı ürünlerin resimlerini, birebir kopyalayıp kendi sayfasına eklemektedir. Yanlış anlaşılmasın, aynısını yapıp da resmini çekmiş demiyorum, resmin aynısını kopyalamış diyorum, kenarındaki köşesindeki yazıları silip almış resmen.

Bunu kendisine şikayet ettiğinizde de benim ürünüm bu diyor ve beni emeğe saygı lütfen diye uyarıyor!!!

Ben kendi evimde, kendi masamda resmini çektiğim kapı süsümü tanımayacak kadar saf mıyım acaba????

Herkes başkalarının ürünlerinden esinlenip kendisi yapıyor zaten, ya da aynısını. Ama çektiğiniz resimlerin birebir kendi sitesine alıp, kendisi yapmış gibi gösterip, bunun üzerinden para kazanması hırsızlık değil mi??? Yapacaksan kendin yap, kendin resmini çek!!!

Lütfen bu sayfayı deşifre edelim ve çevremizi uyaralım.

Ben artık resmin ortasında kocaman kendi ismimi yazacağım (ki eskiden karşı çıkardım, neden yaptıklarını şimdi anladım), belki onu silemez !!!

5 Nisan 2012 Perşembe

Hüzünlü...



Beklentilerimi sıfıra indirdiğim gün, mutlu olduğum gündür...

Peki bunu bilip de uygulayabilen var mı gerçekten?

Sadece bir sarılmanın yeteceği bazı anlar vardır, ama o da gelmez, bekler durursun. Sonra bunu beklediğini söylersin, sen sarılsaydın der... Ne söylesen kar etmez, anlamaz seni çünkü, senin açından hiç bir zaman bakmaz. Her zaman kendini haklı çıkarır, sarılmasını beklediğine pişman olursun, sözlerin gözyaşların öylece boğazında yumruk oluverir, öyle büyük bir yumruk ki yutkunamazsın, nefes alamazsın... "Bir daha senden birşey beklemiicem" diye bağıra çağıra sessiz cümleler kurarsın. Hayatını tek başına yaşamaya odaklanırsın, tüm sıkıntılarının altından tek başına kalkmaya çalışırsın. Yeri gelir herşeyi yaparsın, erkek gibi olmaya çalışırsın, olursun da, ama öyle bir an gelir ki duyguların coşar, kadınlığın fırlayıverir ilk çatlaktan, hem de tüm duvarları yıka yıka... Beklersin, ilgi beklersin, sevgi beklersin, o gün trafik kazası geçirmişsindir, gelsin sarılsın, "ucuz atlatmışsın" desin beklersin, ya da hiç bir şey olmamıştır ama keyfin kaçmıştır, gözünün içine baksın gülümsesin, derdini alsın diye beklersin. Gelmedikçe üzülürsün,  üzüldükçe susarsın... Bunu anlamaz tavır yapıyorsun zanneder, her defasında anlatırsın, değişmez, hiç bir şey değişmez, ama sen yine ümitle beklersin...

3 Nisan 2012 Salı

Süslü tabağım beniiiiim...

Evvvet internetten aldığım kalpli puantiyeli süslü püslü tabağım dün elime ulaştı. Puantiye aşkına Smilena'ya bahsetmiştim beni takip et diye, çok beğeneceğin bir şey yayınlayacağım diye :)) Tabi insan nispet yapar gibi buraya "ohh aldım da bak resmini koydum" diyeceğine, alır da arkadaşına gönderir dimi :)) Nerdeeee, bu zamane gençleri ahhh ahh :)

Ben çok beğendim, hatta hediyelik olarak alıp da köşeye atmalı, arkadaşlara dağıtmalı :)

2 Nisan 2012 Pazartesi

Çiçeğimi kendim aldım :)))

Öğle arasında bankadaki işlerimi halletmek için dışarı çıktım. Yer yer güneşli, kısmen bulutlu ama tam yürünesi, gezilesi bir hava varmış Ankara'da meğersem. İçim açıldı... Bütün gün 4 duvar arasında masa başında oturunca insan, ne kışın bittiğini, ne baharın geldiğini anlayamıyor. Şöyle sokak aralarında gezmek, kafana göre takılmak, saate bakmadan yürümek, ne kadar eskilerde kaldı... Ne kadar çok özlüyorum... Her sokak ayrı bir masaldı benim için, o sokaktaki evlerin yapılarına, pencerelerine bakardım, içlerinde yaşayanları düşünürdüm, nasıl bir manzarası olduğunu izlerdim... İş-ev-iş-ev-iş-ev... Hayat geçiyor iki nokta arasında, ne için acaba hayatımızı bu şekilde karartıyoruz ki...

Neyse işte, çıkalım melankolik havadan :) Dönerken de kendime mis kokulu bir çiçek aldım, adını 2 kez sormama ve ezberlememe rağmen şimdi unuttum :))) Begonvil miydi acaba??? Beni bulunduğum sıkıcı masamdan alıp dışarılara götürüyor...

Not: Araştırdım adı frezya imiş :)) nasıl da benziyor di mi begonvil'e :))

Ama begonvil de bodrum evlerinin duvarlarını süsleyen o muhteşem canlılıktaki çiçeğin adıymış, demek ki nerelere gitmişim de ruhen, ismi nerelerden bulup da yazmışım :)))) Pessss.... 

15 Mart 2012 Perşembe

Aaaah deniz güzel deniz....


























Geçtiğimiz pazar günü iş için Kırklareli'ne gittim, bir ilçesine. Hava çok soğuktu ve çok kötü şartlarda çalıştım, sinir stres had safhadaydı yani. Dün öğleden sonra Ankara'ya dönmek için yola koyulduk, tesadüfen kocacım da İstanbuldaydı, ordan geçerken ben ayrıldım bizim ekipten, fırsat bu fırsat iki deniz görelim diye hemen atladık gittik deniz kenarına :) Deniz kenarında büyüdüğüm için çoooook özlüyorum, hele ki Ankarada yaşayınca insan denize hasret gidiyor. Bu beni artık bir ay götürür mecburen, sonrasına bakıcaz artık :)

Waffle keyfi...

Bayılırım waffle'a, hımmmmmm şimdi olsa da yesek, tam da öğlen öğlen acıkmışken ne de süper olurdu, aaaahhh dayanamiicam, bir waflle yemem lazım :)))

Geçen cumartesi kendime böyle bir güzellik yaptım, internetten bulduğum bir waffle tarifini yaptım, aslında tarif güzel olmadı, başka bir tane bulmam lazım. Ama işin içine Nutella, muz, kivi ve fındık girince hangi hamur güzel olmaz ki :))) Bayıla bayıla yedim, söylemesi ayıp :)))


23 Şubat 2012 Perşembe

Keçelere müzik çalışmaları nedeniyle kısa bir ara veriyoruz...

Konser çalışmaları nedeniyle keçeye ara vermiş durumdayım, ama haftaya yeni şeylerle geleceğim :)

Bu arada konser dediysem solo falan zannetmeyin, o kadar yeteneğim yok. Orkestrada arada kaynayacağım konserlerden biri daha, hem de konsere çıkacak ben ve benim yaşıtım bir arkadaşım için konserin adı "çocuk ve gençlik orkestrası"    :))))

Hala bizi gençten sayanlar var :))




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...